..::GzLeRiNn eSiRyM::..

14/7/2007 - tutku, aşk, SEVGİ

Kategori: yazilarim

Bir papatya tarlası düşün...

İlkbahar ayı..
Ve sen, onun yanından geçen yolda yürüyorsun...
Ve o papatya tarlasında bir papatya dikkatini çeker...
Binlercesinden birisidir ama sen, onun yanına gidersin....

Onda seni çeken bir şeyler vardır ..
O papatyayı olduğu yerden koparırsın ..
Sadece senin olsun istersin, sadece senin ..
Öleceğini düşünmeden.. Ve gidersin o tarladan ...
İçindeki şiddetin durduramadığı bir bencillik ama
bir o kadar güzel ve hapsedici...

____İşte bu TUTKU___

 

Yine o tarlanın kenarındaki yolda yürüyorsundur..

Yine milyonlarcası arasında bir tanesi seni çeker...

Yaklaşırsın, yanına gidersin o papatyanın..
Gözlerin başkasını görmez olur o an.
Onun için herşeyi yapmak istersin... Dokunmak istersin..
Dokunamazsin, orda, onunla ölmek istersin.
Ama birden hafif bir rüzgar eser ve bir başka güzel çiçek
kokusu gelir burnuna.. Dayanamazsın onun kokusuna..
Unutturur herşeyi bir anda ve o kokunun geldiği yöne gidersin..
O papatya orda kalmıştır, yüreğinin bir kenarında..
Paylaşılmamıştır bir çok şey..
Unutulmaz belki ama geri de dönülmez ona..

   ___İşte bu AŞK___

 

Yine o yoldasın..Papatya tarlasının yanından geçen..

Ve yine bir papatya ...

Milyonlarcasının içinde seni çeker..

Gidersin yanına.. Orda kalakalırsın...

O hiç ölmesin diye her şeyi yaparsın..
Tüm gücünle onunla olmak istersin..

Oradan seni koparacak hiçbir güç olmadına inanırsın...
Ve orda onunla ölene kadar birlikte kalırsın...

    ___İşte bu da SEVGİ___

 

 

(((sizce hangisi daha güzel???tutku mu aşk mı yoksa sevgimi??yorumlarınızı bekliyorum..

acaba seni seviyorum demek neden zor..bunla bi alakası varmı??)))

Ne demişler (1) :: Sende bişi de! :: Bağlan bakalım

4/4/2007 - AŞKIMI HERKES BİLSİN AMA SEN ASLA!!!

Kategori: yazilarim

Sen baharın yağmurla getirdiği özlemdin içimdeki, sen çiğ tanesi kadar saf ve ne olduğunu asla anlayamadığım yanımdın benim ve denize düşüp de ıslanmaktan korkutan bir savaştın yüreğimde...
 
Özlemini her gece koynumda hissettiğim ve hiçbir zaman seni sevmekten vazgeçmediğim için özeldin. Sonra gözlerle yüzüme baktığında ya da her kavga edişimizde fırtınalar kopardı yüreğimde, sen hiç bilmezdin. Benim susuşum senin kaçışını desteklerdi belki de. Belki de gerçekten söyleyemediğim sözlerle doldu kalbim ve sen her seferinde gün batışını anımsattın bana, onun kadar güzel onun kadar huzur verici. Aslında hem onun kadar uzaktın bana hem de yakınımda hissettim seni, uzanıp tutacak kadar yakınımda.

Ne demişler (1) :: Sende bişi de! :: Bağlan bakalım

30/1/2007 - vatanını seven oy versin

Kategori: yazilarim

http://www.thevotenation.com/

türkiyeye like oyunu verin ve en güzel ülke seçilelim

hadi arkadaşlar el ele vererek 1.sırada olan ülkemize destek çıkalımm:D:D

Ne demişler (4) :: Sende bişi de! :: Bağlan bakalım

21/1/2007 - sevgi türleri

Kategori: yazilarim

"Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir" diye başlıyor Toyotome. "Sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz" diye soruyor. Sonra anlatmaya başlıyor.
"Sevgi üç türlüdür!"
Birincinin adı "Eğer" türü sevgi!
Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar. Örnekler veriyor: Eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim.Toyotome, "En çok rastlanan sevgi türü budur" diyor. Bir şarta bağlı sevgi... Karşılık bekleyen sevgi...
"Sevenin, istediği bir şeyin sağlanması karşılığı olarak vaad edilen bir sevgi türüdür bu" diyor yazar... "Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi karşılığı bir şey kazanmaktır."Yazara göre evliliklerin pek çoğu "Eğer" türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıkları başlıyor. Sevgi giderek nefrete dönüşüyor. En saf olması gereken anne-baba sevgisinde bile "Eğer" türüne rastlanıyor. Yazar bir örnek veriyor.Bir genç Tokyo Üniversitesi giriş sınavlarını kazanarak babasını mutlu etmek için, çok çalışıyor. Okul dışında hazırlama kurslarına da gidiyor. Ama başarılı olamıyor. Babasının yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir haftalığına Hakone kaplıcalarına gidiyor.Eve döndüğünde babası öfkeyle "Sınavları kazanamadın. Bir de utanmadan Hakone'ye gittin" diye bağırıyor. Delikanlı "Ama baba, vaktiyle sen de bir ara kendini iyi hissetmediğinde Hakone kaplıcalarına gittiğini anlatmıştın" diyor. Baba daha çok kızarak, delikanlıyı tokatlıyor. Çocuk da intihar ediyor.
"Gazeteler intiharın anlık bir sinir krizi sonucu olduğunu söylediler, yanılıyorlardı " diyor yazar. "Delikanlı babasının kendisine olan sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bağlı olduğunu anlamıştı!.."İnsanlar "Eğer" türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı içindeler aslında. "Bu sevginin varlığını ve nerede aranması gerektiğini bilmek, bu genç adamın yaptığı gibi, yaşamı sürdürmekle, ondan vazgeçmek arasında bir tercih yapmakla karşı karşıya kaldığımızda önemli rol oynayabilir" diyor, Masumi Toyotome.
İkinci türe geçiyoruz. "Çünkü" türü sevgi.
Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor: "Bu tür sevgide kişi, bir şey olduğu, bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır".
Örnek mi?
"Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin (yakışıklısın)."
"Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki."
"Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki.."
"Seni seviyorum. Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar romantik yerler götürüyorsun ki."
Yazar, "Çünkü" türü sevginin, "Eğer" türü sevgiye tercih edileceğini anlatıyor.
"Eğer" türü sevgi, bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan büyük ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz, hoş bir şeydir, egomuzu okşar. Bu tür, olduğumuz gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır.Ama derin düşünürseniz, bu türün, "Eğer" türünden temelde pek farklı olmadığını görürsünüz. Kaldı ki, bu tür sevgi de, yükler getirir insana. İnsanlar, hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekileri sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece yaşama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer.Ailenin en küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler.Üstü açık BMW'si ile hava atan delikanlı, Ferrari ile gelene içerler. Evli kadın, kocasının genç ve güzel sekreterine içerler.
"O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi?" diye soruyor Toyotome...
"Çünkü türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz." diyor.
Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var...
Birincisi, "Acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz?" korkusu.
Tüm insanların iki yanı vardır. Biri dışa gösterdikleri. Öteki yalnız kendilerinin bildiği. "İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi terkederlerse" korkusu buradan doğar.İkincisi de "Ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa.." endişesidir.Japonyada bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın yüzü patlayan kazanla parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişanı bozup onu terk etmiş. Daha acısı... Aynı kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler, artık çirkin olan kızlarını. Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne bina edilmiş olduğundan bir günde yok olmuş. Güzellik kalmayınca sevgi de kalmamış. Kız bir kaç ay sonra kahrından ölmüş...Japon yazar, "Toplumdaki sevgilerin çoğu da "Çünkü" türündendir ve bu tür sevgi, kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür" diyor...
Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne?
Ve işte sevgilerin en gerçeği!
"Üçüncü tür sevgi benim "Rağmen"' diye adlandırdığım türdür" diyor yazar.
Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için "Eğer" türü sevgiden farklı bu. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp, böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için "Çünkü" türü sevgi de değil. Bu üçüncü tür sevgide, insan "Bir şey olduğu için" değil, "Bir şey olmasına rağmen" sevilir.
Güzelliğe bakar mısınız?
Rağmen sevgi...
Esmeralda, Quasimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına "rağmen" sever. Asil, yakışıklı, zengin delikanlı da Esmaralda'ya çingene olmasına "rağmen" tapar!Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insanı olabilir. Bunlara "rağmen" sevilebilir. Tabii bu sevgiyle karşılaşması şartı ile.."Burada insanın, iyi, çekici, zengin konum edinerek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine "rağmen" olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok değersiz gibi görünebiliyor ama, en değerli gibi sevilebiliyor.
Japon yazar "Yüreklerin en çok susadığı sevgi budur" diyor."Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, başarı ya da ünden daha önemlidir."
Bunu böyle olduğundan nasıl emin?Haklı olduğunu kanıtlamak için sizi bir teste davet ediyor.
"Şu soruma cevap verin" diyor.
"Kalbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin size aldırmadığını ve hiç kimsenin sizi sevmediğini düşünseydiniz, yiyecek, elbise, ev, aile, zenginlik, başarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz? Kendi kendinize "yaşamamın ne yararı var" diye sormaz mıydınız?
Devam ediyor Toyotome...
"Şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün... Dünya birdenbire başınızın üstüne çökmez miydi? O an yaşam size anlamsız gelmez miydi?"
"Diyelim ki sıradan bir yaşamınız var... Günlük yaşıyorsunuz... Günün birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi bulacağınızdan umudunuz olmasa, kalan hayatınızı nasıl yaşardınız?" diye soruyor ve yanıtlıyor: "Böyleleri ya iyice umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlar ya da iyice dağıtıp yaşayan ölü haline geliyorlar."
Toyotome, hem de nasıl iddialı savunuyor "rağmen" sevgiyi...
"Bu gün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni "rağmen" türü sevgiyi şu anda yaşıyor olmanız ya da bir gün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır."
Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome...
"Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var... Kimsede başkasına verecek fazlası yok" diye açıklıyor... Anlatıyor."Yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da aynı şeyi başkasından beklemektedir."Peki bu dünyada sevgi ne kadar var?
Yazara göre, açlığımızı biraz bastıracak kadar... Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi. Bu minnacık tadım, bizi daha müthiş bir sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor. Büyük bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz. Hani nerede? Hepsi o...
Ve asıl çarpıcı cümle en sonda:
"Dünyadaki en büyük kıtlık, Rağmen türü sevginin yeterince olmayışıdır!"

Ne demişler (2) :: Sende bişi de! :: Bağlan bakalım

21/1/2007 - Ada Sahibi Olmak Ya da Ada olmak

Kategori: yazilarim

Taninmis gezgin Thomas Cook, bir arastirma gezisi sırasinda Atlas Okyanusu'nun ıssız bir yerinde, çigliklar atan milyonlarca kuşun havada daireler çizerek uçtuğunu gördü. Kulaklari sağır edecek denli yüksek sesle çigliklar atan kuslarin kimileri yoruldukça, kendilerini okyanusun dev dalgalari arasina atiyorlardi. Onlar bu son hareketleriyle yasamlarina son veriyorlar, kendilerini okyanusun dalgalarina birakirken, çaresizlikten ölüme teslim oluyorlardi.

Bu olaya yalnizca Thomas Cook degil, o bölgede ki balikçilarda yillardir tanik olmuslardi. Kus bilimcileri ise, yaptiklari arastirmalarda göçmen kuslarin farkli yönlerden gelerek okyanusta bu noktada birlestiklerini kesfediyorlar, fakat onlarin, birbirleri pesisira kendilerini ölümün kucagina atmalarinin nedenini bir türlü çözemiyorlardi.

Gerçek, geçtigimiz yüzyilin ortalarinda anlasildi. Bu trajik olayin yasandigi yerde bir zamanlar bir ada vardi. Göçmen kuslarin göç yolu üzerinde bulunan bu ada, bir deprem sonunda, okyanusa gömülmüstü. Insanlarin, yok oldugunun bile ayirdina varamadiklari ada, göç yollarinin ortasinda kuslar için vazgeçilmez "dinlenme" duragiydi. Kuslar binlerce yillik kalitimsal aliskanliklariyla adanin yerini bilmekteydiler ve yipratici, uzun yolculuklarinin ortasinda, biraz dinlenebilmek ve toparlanabilmek için, yine binlerce yillik kalitimsal güdüleriyle, okyanusun ortasindaki adaya geliyorlardi ama... Olmasi gereken yerde adayi bulamayinca, yorgunluktan bitkin bedenlerini çiglik çigliga okyanusun sularina birakmak zorunda kaliyorlardi.

Söz kendini toparlamaktan açilmisken soralim. Sizin hiç "kendinizi toparlayacaginiz" bir adaniz oldumu? Yasamin uzun "göç yollari"nda acaba, sizinde bir yudum taze soluk alabileceginiz, yolunuzun kalan bölümüne dinç olarak devam etmenizi saglayabileceginiz bir adaya sahip olabildiniz mi? Birgün yerinde bulamadiginizda ise, ona illede ulasmak ve siginmak için basiniz dönercesine, dengeniz bozulurcasina çirpinip kanat çirptiginiz bir ada yaratabildiniz mi yasaminizda kendinize?

Herseyi sinirsizca paylasabildiginiz bir dost, yola birlikte çikacak denli güven duydugunuz bir arkadas, size her zaman huzur verecek bir es, ulasmak için yillardir ugras verdiginiz bir amaç edinebildiniz mi? Söyle daha bir iyi bakin çevrenize... Size gelen, size siginan...Sizin gittiginiz, sizin sigindiginiz...Sizin buldugunuz dostlarinizi bir düsünüverin. Sonra da bir gerçegi görüverin gözlerinizle:

Sizin durup , soluklandiginiz ve kendinizi toparlayabildiginiz kaç adaniz var çevrenizde ve...

Durup, siginmak ve kendilerini toparlayabilmek gereksinimi duyan kaç dostunuz için siz bir adasiniz?

 

Ne demişler (1) :: Sende bişi de! :: Bağlan bakalım

<- :: BAK BAKİM DİĞER SAYFADA NE VARMIŞ ->

HAKKIMDA

sensiz kaldım inanki dünyama gün doğmuyor günahım neydi tanrım hasreti çekilmiyor yüzünü görmeden acılarım tükenmiyor vurdun gittin insafsız hiçmi için yanmıyor!!!!

ARKADAŞLRMLARIM

zuzum
!Nc!TaNemM .
herneyse
sekerkizz
gizooo
sevda2005
aykizz
senas
cezalandirici
olumune
karanliginmelegi
take
ctlkk
lara83
guzelyazi
take124
daganer

KATEGORİLER

müziğe ne dersiniz??:)

ziyaretçilerim Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı OnlineIPAddress.com

sizde bir not bırakın :D

bil bakalım :)

hava durumu

anket

sitemi beğendiniz mi???
hayır,hiç beğenmedim
idare eder,geliştirilmeli
ewet beğendim
çok beğendim
[Sonuçlar]

Günlük burçlar

Yorumcu.com hizmetidir


Yorumcu.com hizmetidir

Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz, büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz, her şey olur da şu kalbim, bir tek sensiz olamaz